Demir Atlarla Giderem Van’a Doğru… - Hamit Dizman - TMF - Türkiye Motosiklet Federasyonu
Ana Sayfa

Demir Atlarla Giderem Van’a Doğru…

Hamit Dizman

Hamit Dizman



Söz verdiğimiz gibi… Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Bekir Yunus Uçar “Haziran ayının ilk haftasında Van’a motosikletlerle geleceğiz” sözünü 6 ay önce “Sosyal Eğitim Projesi”ni başlattığı gün vermişti. İşte Van’daki kardeşlerimiz, Ankara’dan yola çıkıp uzun bir yolculuktan sonra sizlere kavuştuk. Söz verdiğimiz gibi…
Bu gezi notlarını ‘Van Depremi’nde hayatını kaybedenler anısına yazıyorum. Bir kez daha Allah (cc)’dan ölenlere rahmet, kalanlara sabır diliyorum…
Van Gezisi’ni yazıya dökerken şöyle bir Van Türkülerine baktım, yolculuğumuzun özü hep bu türkülerde yaşatılmıştı sanki.

Giderem Van'a doğru oy aman aman aman
Yolum İran'a doğru yar elinden el aman
Kes başım kanım aksın oy aman aman aman
Kadir bilene doğru yar elinden el aman
Vanlıyam hem (men) şanlıyam
Kılıcı kanlıyam
Özüm sözüm hep birdir
Men bu yurda bağlıyam…




Gerçekten de öyleydi, özü sözü bir insanlar, kadir kıymet bilenlere doğru demir atlarla yol aldılar.
Gezinin amacı belliydi. Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) Doğu illerini kapsayan “Sosyal Eğitim Projesi” çerçevesinde Hakkari’de olumlu yansımalar ve sonuçlar aldığı 05-15 yaş arası çocuklara yönelik “motosiklet kültürü ve eğitimini” Van şehrinde de gerçekleştirmek istiyordu. Ve o günlerde Van, dünyanın hiçbir köşesinde yaşanmasını istemediğimiz deprem felaketi ile karşı karşıya kalmıştı. “Sosyal Eğitim Projesi”nin önemi bir kat daha artmıştı. Artık eğitmenlerin görevi, motosiklet eğitiminden ziyade oradaki çocukların yeniden hayata tutunmalarını sağlamak da olmuştu. TMF, kurduğu iki dev çadırda çocuklara önce bisiklet, sonra motosiklet eğitimi verdi. Ayrıca paten, judo, güreş, voleybol gibi sporlar da aktiveler arasındaydı. 7’den 70’e sosyal etkinlikler (sinema, ses sistemi, şekerlemeler, mısır patlatma makineleri vs.) orijinallerini aratmadı. Bu durum diğer federasyonlara da örnek oldu.
İşte, TMF Başkanı Bekir Yunus Uçar, TMF Müşavirleri Hüseyin Küçükkelepçe ve Hamit Dizman, TMF Disiplin Kurulu Üyesi Orhan Alp, TMF Eğitmeni Vehbi Ulusan ve TMF çalışanı Okan Alp’ten kurulu altı kişilik heyet, 6 ay süren bu eğitim projesinin finalini yapmak üzere 4 Haziran Pazartesi günü saat 06.30’da gezinin start yeri için seçilen noktaya motorlarıyla ya da nam-ı diğer demir atlarıyla geldi.




Yola çıkmadan önce, ekibin en tecrübelisi, yılların motosiklet kullanıcısı ve Cumhurbaşkanı Bisiklet Turu’nun motosiklet güvenlik amiri Orhan Alp (Orhan Baba), yolculukla ilgili bazı önemli hatırlatmalarda bulundu. (Aslında Orhan Baba evden simit almaya çıkmış, fakat TMF Başkanı Bekir Bey’in ısrarı ile bizimle gelmeye karar vermişti. Yolda eşini arayarak “Yanlış yola girmişim. Van’a doğru gidiyorum” dediğini hepimiz işitmiştik.)
Orhan Baba, ekipte ilk defa uzun yola çıkacak arkadaşlarımıza, yani ben ve Hüseyin Bey’e özellikle virajlara girerken dikkat etmemizi önemle vurguladıktan sonra, “Düzlüklerde bir sıkıntı olmaz gazı istediğiniz kadar açın yol alın. Fakat virajlara 60-70’le girmenizi istiyorum. Bizlere bakıp da aynı hızla viraja girmeye kalkmayın.” diye konuştu. Ekibin diğer tecrübeli ismi, TMF Eğitmeni Vehbi Ulusan da, molalarda kesinlikle sıvı tüketmemizi, anayola çıkışlarda, şerit değiştirmeler ve ani dönüşlerde geriye ve yana keskin bakmayı (motorcu tabiri: cankurtaran bakışı) tavsiye etti.




Tabii şu önemli konuyu da yola çıkmadan artı parantez aktarmak istiyorum. TMF Başkanı Bekir Yunus Uçar’ın odasında Ankara-Van arası yol güzergâhı belirlenirken, ilk konaklama yeri olarak Darende’yi işaretlemiştik. Darende’de halk arasında “Somuncu Baba” diye de bilinen Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’nin dergâhı ve türbesinin olduğunu öğrendik. Somuncu Baba, bilindiği üzere Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri’nin hocasıdır. Pazartesi sabah namazını Başkan Bekir Yunus Uçar ile birlikte Hacı Bayram-ı Veli’de kıldık, türbesinde bir Fatiha okuduktan sonra hocasına götürmek üzere selamını aldık.
Tecrübelilerin, acemilere yardımları sonucu motosiklet ekipmanları giyildi, kasklar takıldı ve Bismillah denildikten sonra yola çıkıldı. Yaklaşık 2 saatlik bir sürüşten sonra ilk mola yerine (Kayadibi-Kırıkkale Tesisleri) vardık. Neşeli ve oldukça keyifli bir kahvaltı yaptık.




Yola koyulmadan önce kimi eldivenleri giyip kontak anahtarını cebinde unuttu. Bir diğeri ayakkabılarını bağlamadan motoruna bindi.
Tekrar yoldayız. Artık kentin kargaşasından uzaklaşıyoruz.
Gözlerinizi kapatıp açtığınızda uçsuz bucaksız ekili alanları sağlı sollu görüyorsunuz. Tarlalar, tarlada çalışanlar… Motosiklet üstünde daima ileri ve geniş açı bakmalısınız. Bakınca da bunları çok rahat bir şekilde izleyebiliyorsunuz.
Kalabalık bir ekiple yola çıksan da motosikletin üstünde teksin ve yalnızsındır aslında. Tüm bunlardan sonra düşünüyorsun; “Bu kadar bitmez tükenmez verimli topraklarda, bu öfke bu şiddet niye?”




Keskin, Kırşehir, Kayseri ve Gürün’ü bu düşüncelerle bir çırpıda geçerken, yolda benzin ve vakit namazları için durduk. Hedeflediğimiz ilk konaklama noktası Darende’ye akşam olmadan geldik. Darende Belediye Başkanı İsa Özkan’ın misafirperver hassasiyeti tüm ekipte derin izler bırakırken, Somuncu Baba Camii’nde kıldığımız akşam ve sabah namazlarında öğrencisi Hacı Bayram-ı Veli’nin selamını ileterek görevimizi yerine getirmiş olmanın huzurunu da yaşadık.
Hasan Gazi Türbesi’nde şükür namazı kıldık. Şehitlik Abidesi’nde şehitlerimize Fatiha okuduk. Darende Şelalesi’nde (yörenin halkı çağlayan diyor) ise yaptığımız yolun yorgunluğunu attık. Darende’de yaptığımız kahvaltıda yediğimiz tulum peyniri ve tereyağlı ekmeğin tadı damağımda, Somuncu Baba Dergâhı’nda ise aklım kaldı. Tiryandafil (otuz yapraklı gül) Otel’de konakladıktan sonra sabah yine yola koyulduk. Darende’de ekibe arabasıyla Türkiye Ralli Şampiyonu Burcu Çetinkaya da dahil oldu. Çetinkaya, TMF Çadırında yapılan yılbaşı etkinliğinde Kenan Sofuoğlu ile gelerek bizleri yalnız bırakmamış ve yapılacak motosiklet gezisine arabayla katılacağı sözünü vermişti.




Artık yönümüz ayın ve güneşin gönülleri coşturduğu Malatya ve Elazığ’a doğruydu. Yol boyunca kayısı ağaçları, yeşillik ve sular… Tabii sıcak da bizimle beraber, dualarımız da… Yol ve tarlada çalışanlarına, sürüyü toparlama uğraşı veren çobanlara selam olsun diyerek motor üstünde geçen saatler. Bu sefer yol kenarı köylerde kılındı vakit namazları. Ağaçeli Beldesi’nde ise cenaze olduğundan taziye ziyareti oturması…
Huzurlu, keyifli ve zorlu virajlarıyla meşakkatli yolculuktan sonra TMF Başkanı Bekir Yunus Uçar’ın memleketi Elazığ’dayız. Kaybettiğimiz enerjiyi geri almak için bir burma kadayıf tatlısı molası… Sonra yine yollardayız. Elazığ’ı geçerken meşhur “Dalbastı” kirazları yol kenarı satıcılarının tezgâhındaydı. Vay, vay, vayyy… Kömürhan Köprüsü’nü geçerken o güzellik karşısında insan içinden mırıldanıyor “Kömürhan Köprüsü Harput’a bakar ölem ölem Derdo ölem” diye.
Yine geniş uçsuz bucaksız alanlar, tarlalar, çalışanlar… Bunları görünce insan duygulanıyor, seviniyor ve geçmişe yolculuk yapıyor.




Ve Tatvan’da yorgun gözlerimiz akşam namazını eda edecek yer arıyor. Burcu Çetinkaya’nın yapmış olduğu telefon konuşmalarından sonra Allah (cc) bize namaz kılacak yer ve yemek yiyebileceğimiz bir koltuk gösteriyor. Dostlar, dostluklar… Tatvan’da akşam ve yatsı namazını kıldıran hocamızın kıraatine hayran olduktan sonra, amca çocuğu olduğunu öğrendiğimiz Tatvan’ın muhterem zatlarından Bilal Bey bize harika bir sofra sunuyor. Tabii o sırada Van’a devam etmenin, gece yolculuğu yapmanın zor olacağı oy birliği ile alınıyor. Gündüz gözüyle geçtiğimiz virajları ve bozuk satıhları görünce kararımızın ne denli isabetli olduğu anlaşılıyor.
Geceyi Tatvan’ı tepeden gören bir dağ otelinde geçirdikten sonra, Van’a doğru yola koyulduk. Tatvan-Van arası yolun kenarından adeta bizimle birlikte yolculuk eden derenin güzelliği beni benden aldı taaa çocukluğuma götürdü. İstanbul ve Ankara’nın betonlaşmış yaşantısından kurtularak çıktığımız şu gezide gördüğümüz ve unuttuğumuz doğal güzellikler karşısında insanın adeta nutku tutuluyordu. Gevaş’a gelirken Balaban Tesisleri’nde verdiğimiz çay molasında içtiğimiz çay hararetimizi keserken, tadı da damağımızda yer etti.




Artık Edremit’teydik, son noktadan bir durak önce. Namaz için durduğumuz yerde abdest alıp camiye girerken gelen et ve köfte kokuları, namazdan sonra bizi birkaç kilometre geriye götürdü. Edremit’in meşhur Kadembas Köftecisi’nde lezzet keyfimizi ve göz zevkimizi de törpüledikten sonra yolumuz Van’a düştü. Hedeflediğimiz yerdeydik. Kazasız belasız yolculuk etmenin keyfini yaşıyorduk. İlginç yol sohbetleri daha yeni indiğimiz motosikletlerin yanında koyu bir şekilde başlamıştı bile.
Gerçekten huzurlu, keyifli, biraz zorlu ve bir o kadar da ibretlik bir yolculuktu. Bu ekipteki birçok arkadaşlar için uzun bir kilometreydi. Orhan Baba artçı, Okan Alp’in ise öncülük ettiği yolculuk Vehbi Ulusan’ın da eğitici söylemleriyle rahat bir şekilde noktalandı.
Yolculuk sırasında, pratik ve teorik eğitimleri yerinde uygulamanın derslerini aldık. Bir kere doğru motor, doğru ekipmanlarla yol daha da kısalıyor. Yol da güvenli olan yerlerde aktif dinlenmenin (ayağa kalkma, ayakları yana açma, elleri rüzgâra bırakma gibi) neler olduğunu, nasıl yapıldığını öğrendik.




Yazımız için Van türkülerine bakarken Grup Gündoğarken’in seslendirdiği Ankara’dan abim geldi şarkısının meğer bir türkü olduğu ve hem de Van türküsü olduğunu öğrendim.

İçimi kemirir durur çok zaman
Olur olmaz bir yerde
Olur olmaz sorular
Açılır zaman zaman bir kapı
Olur olmaz bir yerden
Olur olmaz bir yere
Dağılır duman duman bir ömür
Olur olmaz karşımda
Olur olmaz geceler
Karışır mesafeler o anda
Olur olmaz uzaklar
Olur olmaz kısalar
Bir sinemanın önündeyim
Siyah beyaz bir film varmış
Annem babam beni çok severmiş
Ankara'dan abim gelmiş
Evde bir bayram havası
Annem babam beni çok severmiş...




Türküde söylendiği gibi Vanlı çocukların Ankara’dan ağabeyleri söz verdiği gibi motosikletlerle geldi. Tabii ablası da bizimle birlikteydi. Van aylardır üzüntülüydü ve hüzünlüydü. Altı ay sonra Van’da yaraların sarıldığını gördük. Allah bir daha böyle acılar göstermesin… Gül artık Van… Çünkü hayat devam ediyor…
Bu geziden çıkan sonuç; Belirlenen hedefe, eğer planlı, programlı ve azimle yol alırsan er geç hedefe varırsın. Tıpkı TMF çadırlarında 6 aydır verilen eğitim ve aktiviteler gibi. Daha önce Hakkari, dün Van… Yarın ise Malatya, Darende ve Elazığ… TMF’nin Sosyal Eğitim Projesi devam ediyor ve diğer illerimizde de sürecek. TMF’nin Yol Ekibi ise demir atlarını bir başka maceraya sürecek.






























































 

 

 

Bu haber 9256 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
TMF Vanda

BAŞKAN'DAN

 
Önemli Ricamız
1 İnsan 1 Bayrak 1 Ders
Yeniden Seçildik
Dindar Genç, Rol Model, KNN54

Vanda Çocuk Olmak
 
 



 
HAFTANIN VİDEOSU

TÜRKİYE MOTOKROS ŞAMPİYONASI


 

KÖŞE YAZARLARI

Hedefe Odaklanmak

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Altyapı: Türkiye Motosiklet Federasyonu